15 Kasım 2011 Salı

Seninle, beraber diktiğimiz bir ağacın altında oturup uyumak isterdim.

4 Kasım 2011 Cuma

Şizofreni

Kasım ayına girdik,  gerçekten ilerleyen günler hayatımın çok büyük bir bölümünü, neredeyse hepsini değiştirecek. Ben kendimi öyle bir masala inandırdım ki, artık gerçekleri görmeden kafamda bir hayat yaşamaya başladım, gerçekleri göre göre inandığım bir şeye sahip oldum. Belki inancım gerçekleşir kim bilir, çünkü gerçekten ama gerçekten önemli bir şey benim içim.

Eğer karma diye bir şey varsa, sanırım sıranın artık bende olduğunu anlamıştır.

Yoksa o hayal kırıklığını ben sırtımda bir ömür boyu taşıyacağım. Umutları yüksek tutmak gerçekten çok tehlikeli.

16 Ekim 2011 Pazar

Hergün farklı bi şehirde uyanmayı dilemek ve uyuduğun şehirde tekrar uyandığında yerde uyandığında, günü akşama kadar hayatın senle geçtiği dalgaya kulak asmadan, rol yaparak geçirmeye çalışmak, bir nevi kurtulmaya çalışmak, çok canını acıtıyor.

Ama en acıtan ise, koskoca geçirdiğiniz zamanda konuşabildiğiniz, bir elin parmaklarını geçemeyecek sayıdaki insanların bunu alay konusu yapmaları, senin gardını böyle indirmeye çalışmaları.

14 Ekim 2011 Cuma

İstatistikler

Yaklaşık 4 aydır, yaşıtım diye adlandırabileceğim (kuzenim dışında) hiç kimseyle, aklımdan geçenleri söylediğim yüz yüze bir konuşma gerçekleştirmedim, sorunlarımı dışa dökmek bok püsür. 16 yaşında olabilirim bu yüzden her boku sorun ediyorda olabilirim, bu bunları içime atıp depresif depresif ortada dolaşmam gerektiğini göstermez. 16 yaşında olan biri için gereğinden fazla yük taşıyorum. Her buzdağının görünmeyen bir yüzü var ne yazık ki, tabi ki her ergen kişisinin yaşadığı sorunları bende yaşıyorum.

Ama kimseye söyleyemediğin şeyler, seni çok yıkıyor, içten içe yiyip kemiriyor.

belkide seni erkenden büyük bir insan yapıyor.

12 Ekim 2011 Çarşamba

"Kanepede yanına yatıp, ellerimi sana sarıp, uyumayı çok isterdim. Hayır filmlerdeki gibi sevişmek değil. Sadece beraber uyumak,  hissedebileceğin en masum an. Ama o cesarete sahip değildim ve belki de bir sevgilin var. Ben çok utangaçım ve sen mükemmelsin. Ben umutsuz bir biçimde sıkıcıyım ve sen sonsuz büyüleyicisin. Bu yüzden yatağıma geri dönmem gerek, düşünüyorum, eğer insanlar yağmur olsaydı, ben sadece bir ahmak ıslatan olurdum, sense büyük bir kasırga."
- John Green, Looking For Alaska
Yanında ölebilmek, ne kadar da kutsal bir ölümdür benim için...

8 Ekim 2011 Cumartesi

Bugün, adımımı attığım her yere seni de götürdüm. Adımımı attığım yerlerde insanların yüzüne bakmak yerine, ayaklarıma baktım ve hayal kurdum, o kadar çok hayal kuruyorum ki, TAHMİN BİLE EDEMEZSİN!

Ama benim işimde zor kabul etmelisin, senin yerine de hayal kuruyorum ben, adımı bildiğini hayal ediyorum mesela, sonra bana sarıldığını hayal ediyorum, gülünç şeyler kısaca. Gülünç dediysem, seni güldürmek için en gülünç şeyin bile hayalini kurabilirim, zaten tahmin edemeyeceğin bir hayal gücüm var. Çok geliştirdin hayal gücümü. Çok. 


En büyük hayalim ise senin gülücüğünü paylaşmak.
Bak bir hayal daha. Hayallerin inkansız olmaması gerekir ama, gerçekleşmesi gerekir!

Gerçek olması gerekir. Gülümsemen gibi.